Ankilozan Spondilit Nedir?

Ankilozan Spondilit Nedir?

Romatizmal hastalıklar ailesinden olan ankilozan spondilit, omurga ve sakroiliak eklemler (leğen kemiği/kalça kemiği) ile eklem bağlarını tutan, kronik (süreğen seyirli), inflamasyonlu bir hastalıktır. Bu eklemler dışında ikincil olarak da omuz, kalça, diz ve ayak bileği gibi diğer eklemler ya da göz, kalp kapakları veya akciğer dokusu gibi vücudun başka bölgeleri de hastalıktan etkilenebilir. Genellikle genç yaşlarda başlar, erkeklerde kadınlara göre daha agresif seyirlidir ve üç kat daha sık görülür. Kadınlarda hastalık daha yavaş seyreder. Çoğunlukla bel fıtığı veya fibromiyalji (kas romatizması) gibi yanlış tanılar alırlar. Her yüz kişiden birinde rastlanır.

 

NEDENİ VE BELİRTİLER:

Hastalıkta genetik geçiş söz konusu olsa da gerçek neden bilinememektedir. Hastaların yüzde 95’inde HLA B27 doku tipi bulunduğu için genetik faktörler dikkat çeker. HLA B27 pozitif olan ankilozan spondilitli hastaların birinci derece akrabalarında hastalık, normal popülasyondan yaklaşık on kat daha fazladır. Ama HLA B27 pozitif olan kişilerin sadece yüzde 1-2’sinde görülür. Bu da enfeksiyöz ajanlar gibi çevresel faktörler ve bağışıklık sisteminin hastalığın başlamasında önemli bir rol oynadığını düşündürmektedir. Otoimmün bir hastalık olan ankilozan spondilitin mekanizmasında, özellikle omurga ve kalça bölgesinde yer alan sakroiliak eklemlerde bilinmeyen nedenlerle inflamasyon meydana gelir. Bu da zamanla eklem hasarına, eklem bağlarının sertleşmesine, eklemlerin kemikleşmesine (ankiloz), sonuçta da fonksiyon kaybı ve hareket kısıtlılığına bağlı sakatlığa yol açar. Omurgaya esneklik sağlayan bağların ardışık kemikleşmesi olarak da tanımlanan bu tablo, bel ve boyun hareketlerinde kısıtlanmaya, öne doğru kamburluğa, daha ileri evrelerde boyun hareketlerindeki ciddi kısıtlanmaya bağlı olarak başı hareket ettirememe; görüş alanının daralmasına neden olabilir.

 

En sık görülen belirtilerin başında özellikle sabahları ve hareketsizlik sonrası yoğunlaşan ve eforla azalan bel ve kalça ağrısıdır. Ağrıya hareket kısıtlılığı ve sabah tutukluğu eşlik eder. Çoğu zaman bel fıtığı ile karıştırılır. Omuz, kalça, diz ve ayak bileği gibi eklemlerde ağrı, şişlik, ısı artışı ve hareket kısıtlılığı da görülebilir. Göğüs kafesi eklemlerinin tutulumu, göğüste batıcı tarzda ağrıya, göğüs kafesi hareketlerinde kısıtlanma ve solunum sıkıntısına yol açar. Kasları kemiğe bağlayan tendonların ve bağların kemiğe yapışma yerlerinde inflamasyona bağlı ağrı, duyarlılık, şişlik, ankilozan spondilit’in en önemli özelliğidir. Kas-iskelet sistemi dışında, genellikle tek taraflı gözde ağrı, kızarıklık, bulanık görme ve ışığa duyarlılık gelişebilir. Kalpten çıkan ana damar olan aort ve aort kökünde de inflamasyon sonucu sık olmasa da aort kapak yetmezliği ve ileti bozuklukları gelişebilir. Uzun süreli etkilere maruz kalan hastada üst akciğer bölgelerinde bazı değişiklikler ve böbrek bulguları gelişebilir. Omurgada osteoporoz ve çökme, hareketsizlik ve infalamasyonun neden olduğu diğer semptomlardır.

 

TEŞHİS VE TEDAVİ:

Ankilozan spondilitin kesin tedavisi yoktur, ancak tedaviyle şikayetlerin azalması veya kaybolması ve hastalığa bağlı sakatlığın önüne geçmek mümkündür. Bu nedenle ne kadar erken tanınır ve tedavi başlanırsa, o ölçüde başarılı sonuçlar alınır. Muayene ile omurga ve göğüs kafesinin hareket sınırları değerlendirilir, kalça ve bel röntgeni teşhis için oldukça yararlıdır. Çok erken başlangıçlı hastalıkta sakroiliak eklemlerin  MR ile değerlendirilmesi gerekir. Tipik klinik ve radyolojik bulguları olan hastalarda tanı için HLA B27 testi şart değildir.  Şüpheli hastalarda gerekli olabilir. Ancak HLA B27 test sonucunun negatif olması, hastalığın olmadığı anlamına gelmez.

Ankilozan spondilit her hastada aynı seyretmez. Bu nedene belirtilerin şiddeti ve olası sakatlık derecesi kişiden kişiye değişir. Tedavinin amacı, semptomları gidermek, omurgada ve diğer eklemlerdeki hasarı önlemek veya geciktirmek, hastanın günlük yaşam aktivitesini kaliteli hale getirmektir. Ağrı kesici ve inflamasyon giderici ilaçlar ilk tercih edilen ilaç grubudur. Ömür boyu süren bir hastalık olduğu için ilaçlar yan etkileri bakımından mutlaka doktor kontrolü altında kullanılmalıdır. Bu ilaçların faydalı olmadığı ya da kullanılamadığı hasta gruplarında anti-TNF denilen ve aslında kanser tedavilerinde kullanılan “tümör nekroze edici faktör blokerları” kullanılır. TNF blokerlerı ciddi yan etkilere sebep olabilen bir ilaç olduğu için (tüberküloz, enfeksiyonlar gibi) farklı branştan hekimlerin ortak konsültasyonu ile 3 aylık yakın takip altında kullanılır.

 

Egzersiz ise ankilozan spondilitli hastaların hayatlarından asla çıkarmamaları gereken bir tedavi seçeneğidir.  Eklemlerin hareket kısıtlılığını önlemek için günlük düzenli egzersiz son derece önemlidir. Düzenli yüzme, eklem hareketlerini koruma açısından çok faydalıdır. Eklem hareket açıklığı ve germe egzersizleri, hastanın duruş ve esnekliğinin korunması için gereklidir. Bunlar boyun, sırt ve bel için germe; göğüs kafesinin esnekliğini (akciğer kapasitesini) korumak için solunum egzersizleri gibi egzersizlerdir. Hastanın bu egzersizleri öğrenmek için ilk önce bir fizyoterapistle çalışması gereklidir. Pilates ve yoga gibi sporlar da önerilse de futbol, basketbol, voleybol gibi yaralanmalara açık sporlardan kaçınılması gereklidir.

 

İlgili branşlar: Aile Hekimliği, Romatoloji, Dahiliye, Enfeksiyon Hastalıkları, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, Fizyoterapi, Göğüs Hastalıkları, Genetik, Algoloji

 

 

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

webmaster wordpress site analiz seo analiz