Anksiyete, korkuya benzeyen kaynağı belirsiz bir tehlike hissi ile kendini gösteren psikiyatrik bir tablodur. Her yaşta ortaya çıkabilen anksiyete bozukluğu, ilk işaretlerini daha erken yaşlarda verir. Kadınlarda erkeklere göre daha yüksektir. Anksiyete bozukluğunun yaşam boyu görülme sıklığı yüzde 5-6’dır. Yaşla birlikte kaygı duyarlılığı artar. Yaşlılıkta en sık görülen kaygı bozukluğudur.

 

NEDENİ VE BELİRTİLER:

Stres, anksiyetenin ortaya çık­masında önemli rol oynar. Sinir sistemine ait biyokimyasal faktörlerle ilgili bazı bo­zuklukların da anksiyete ile ilişkili olabile­ceği öne sürülmektedir. Çocukluk ve genç erişkinlik dönemi arasında başlayan anksiyete bozukluğu, aslında yavaş ve sinsi bir gelişim gösterir. Dönem dönem iyileşmeler ve alevlenmeler görülür. Stresli yaşam koşullarında belirtiler kötüleşir. Hastalığın oluşmasında stres dışında genetik faktörler, beyin nörokimyasındaki değişiklikler, kişilik özellikleri etkilidir. Aşırı endişe, günlük yaşamı o kadar olumsuz etkileyebilir ki kişi, günlük yaşamını sürdüremez hale gelebilir. Çünkü anksiyete bozukluğuna sahip kişiler her durumda olası en kötü sonucu düşünür, kendi denetimleri dışındaki her şey bir kaygı sebebidir, iyi bir ihtimal mümkün değildir. Aşırı endişe durumu genellikle sağlık, aile, para ya da iş gibi konularla ilgilidir. Denetlenemez nitelikte olan endişe hali en az 6 ay boyunca hemen her gün vardır ve gün boyunca sürer. Çoğu zaman kişi, endişelerinin aşırı olduğunun farkındadır ancak bunu denetleyemez, sakinleşemez. Çevrelerinde “aşırı evhamlı” olarak tanınırlar. Yorgunluk, dikkat bozukluğu ve konsantrasyon güçlüğü, en ufak sesle kolayca irkilme, uykuya dalamama ve gece sık sık uyanma diğer önemli belirtilerdir. Ayrıca bazı bedensel belirtiler de eşlik eder. Yorgunluk, baş ve kas ağrıları, yutma güçlüğü, titreme ve seğirmeler, terleme, tahammülsüzlük, bulantı, sersemlik hissi, sıcak basması bunlar arasındadır. Anksiyete ile birlik­te, sıklıkla eşlik eden depresyon belirtileri de görülebilir. Bedensel belirtiler nedeniyle çoğu zaman psikiyatri dışı branş hekimlerine başvurulur ve doğru tanının konması, tedavi gecikebilir.

 

TEŞHİS VE TEDAVİ:

Anksiyete bozukluğu stresle ilgili olsa da bağımsız olarak da ortaya çıkabilir. Anksiyetenin birincil bedensel bir hastalık ya da ilaçlara bağlı olarak ortaya çıktığı durumların ve psikiyatrik nedenleri­nin ayırıcı tanısı önemlidir. Bilişsel davranışçı psikoterapi, anksiyete bozukluklarının tedavisinde etkilidir. Örneğin kaygı yaratan durumun tedrici olarak üzerine gitme tekniği önerilebilir. Bunun dışında relaksasyon (gevşeme) egzersizleri de işe yarayabilmektedir. Bilişsel çarpıtmaların beklenti anksiyetesini azalt­mak üzere ele alınması da etkili bir yön­temdir. Psikoterapi ile birlikte ya da tek ba­şına ilaç tedavileri de kullanılmaktadır. Antidepresanlar, anksiyete bozukluklarında da etkindir. Genelde kronik bir hastalıktır. Tabloya, hastalığın herhangi bir aşamasında alkol-madde bağımlılığı ya da dep­resyon eklenebilir. Hangi tür tedavinin uygun olabileceğine psikiyatri doktoruyla birlikte karar verilmelidir. Bir kişi için uygun olan bir tedavi, diğeri için uygun olmayabilir. Tedavinin amacı kaygı ve gerginliğin hızla azaltılmasıdır. Kullanılan ilaçların ciddi yan etkileri ve bağımlılık riskleri yoktur. İlaç tedavisinin etkisi birkaç haftadan önce görülmeyeceği için belirtiler tamamen düzelene kadar sürmelidir. Tam düzelme sağlandıktan sonrada tedaviye en az 1 yıl daha devam edilmelidir.

 

Önerilen Branşlar: Aile hekimliği, Psikiyatri, Psikoloji

CEVAP VER

Lütfen Yorumunuzu Giriniz
Adınızı giriniz