Romatoid artrit, ankilozan spondilit ve sedefe bağlı romatizma gibi bazı iltihaplı romatizmaları iyileştirmek amacıyla kullanılan bir tedavi şeklidir. Bu tedavinin amacı, TNF olarak bilinen ve iltihap hücreleri tarafından çok fazla miktarda üretilen ve hastalığın vücuda verdiği zararda ve kemik ve eklemlerde hasar gelişmesinde çok önemli rol oynayan bir proteinin yok edilmesidir. Bu amaçla kullanılan ilaçlara anti-TNF ilaçlar denilir. Bu ilaçlar, biyolojik ilaçlar sınıfındandır. Üretimleri yüksek teknoloji gerektiren, oldukça pahalı olan ve diğer temel etkili ilaçların tersine, bağışıklık sisteminin tamamını veya önemli bir bölümünü değil, yalnızca TNF isimli özel bir proteini bloke eden ilaçlardır.

Ağustos 2013 itibarıyla bu ilaçlardan dört tanesi ülkemizde bulunmakta ve gerekli koşulların sağlanması şartıyla SGK tarafından ödenmektedir.

Anti-TNF ilaçları daha iyi anlayabilmek için şu noktalar göz önünde bulundurulmalıdır:

1) Bu ilaçlar bütün iltihaplı romatizmaların tedavisinde değil, romatoid artrit, ankilozan spondilit ve sedefe bağlı romatizma gibi bazı iltihaplı romatizmaların tedavisinde etkilidir. Örneğin sistemik lupus eritematozus, Sjögren sendromu ve skleroderma gibi bağ dokusu hastalıklarında genelde işe yaramazlar.

2) Bu ilaçların işe yaradığı bilinen romatizmal hastalıklarda da, maliyet ve yan etki potansiyelleri nedeniyle tüm hastalarda ilk tercih olarak değil, ancak diğer temel etkili romatizma ilaçlarına ve hatta bunların birlikte kullanımlarına yeterli yanıt vermemiş ve hastalığı şiddetli seyreden özel seçilmiş bazı romatizma hastalarında kullanılmalıdır.

3) Bu ilaçlar doğru hastada kullanıldığında çok etkili olmalarına rağmen, kalıcı çözüm olmadıkları, tedavi kesildikten sonra hastalığın yeniden alevlenebildiği ve hepsinden önemlisi bu ilaçların da bazı yan etkilerinin olabildiği unutulmamalıdır.

4) TNF aslında düşük düzeyde bazı yararlı fizyolojik görevleri de olan, özellikle enfeksiyonlar ve ayrıca kanserle mücadelede önemli olan bir protein olduğu için, anti-TNF tedavi sırasında başta verem (tüberküloz) hastalığı olmak üzere, enfeksiyonlara yatkınlık artar. Bu ilaçların kanser yapıcı etkisi yoktur, fakat ailesinde kanser hastaları olan veya geçmişinde kanser tanısı olan veya bunlar dışında da kansere yatkınlığı olan hastalara anti-TNF ajanların mümkün olduğunca verilmemesi önerilmektedir.

5) Ülkemizde anti-TNF ilaç başlamadan önce her hastanın, derneğimizin kılavuzuna uygun şekilde verem hastalığı açısından taranması, verem hastalığı geçirmiş veya verem basillerini vücutta sessiz olarak barındıran kişilerde, özel koruyucu önlemler alındıktan sonra bu ilaçların kullanılması önerilir. Aktif verem hastalığı veya başka bir enfeksiyon varlığında, bu grup ilaçlar verilmez.

6) Özetle, uygun hastada ve uygun hastalıkta, kurallara uygun şekilde ve yakın takip altında kullanıldıkları sürece, anti-TNF ajanlar oldukça etkili ilaçlardır.

CEVAP VER

Lütfen Yorumunuzu Giriniz
Adınızı giriniz