Gül hastalığı (Pityriasis Rosea), her yaşta görülebilen, fakat sıklıkla 10-35 yaşlara arasında rastlanan döküntülü bir deri hastalığıdır.

 

NEDENİ VE BELİRTİLER:

Gül hastalığının nedeni tam olarak bilinmemektedir. Genetik faktörler, stres, parazitler ve bakterilerin hastalığın oluşmasında etken olabileceği düşünülmektedir.

Yüzde sıcaklık hissi, kızarıklık, damar genişlemesi ve iltihabi sivilcelerle kendini belli eden kronik bir cilt hastalığı olan gül hastalığında kızarıklıklar başlangıçta çıkıp sönme eğilimi gösterir. Hastalık ilerlediğinde ise kalıcı bir görüntüye neden olur. İlk görüldüğü bölge yanakların yan kısımlarıdır. İlerlediğinde ise alın ve burna doğru yayılma gösterir. Burunda yağ bezleri genişler ve rinofima diye isimlendirilen kabarık, şiş ve ödemli bir görünüm olur. Gözler, cilt dışında hastalıktan etkilenen bir diğer organdır. Gözlerde yanma, batma ve göz kapaklarında hassasiyet görülür. Rozasea; orta yaşlı ve açık tenli kişilerde daha sık görülür. Koyu cilt yapısındaki kişilerde kızarıklıklar daha hafif görünür. Hastalık kronik özellik gösterdiğinden erken teşhis edilip hemen tedaviye başlanması hastalığın ilerlemesini engeller.

 

TEŞHİS VE TEDAVİ:

Hastalığının kesin tedavisi bulunmamaktadır. Rozasea kronik bir seyir gösterdiğinden kişilerin hastalıkları hakkında bilgi sahibi olmaları, alevlendirici sebeplerden kaçınmaları ve bunu yaşam tarzı olarak benimsemeleri gerekir. Tedavide iki strateji belirlenir; hastalığın ilerlemesini engelleyen önlemler ve mevcut şikâyetleri hafifletici tedaviler. Tıbbi tedavi olarak; kızarıklığın belirgin olduğu durumlarda, harici uygulanan ve damarları daraltıcı özelliği olan ilaçlardan faydalanılır. İltihabi lezyonların az olduğu durumlarda antibiyotikli kremler kullanılır, yoğun olduğu durumlarda ise ağızdan antibiyotikler kullanılabilir. Tedavi süresinin uzun olduğu konusunda hastalar bilgilendirilmelidir. Tedavinin başlangıcında ilaçlar yüksek dozda başlanılır, şikâyetler hafiflediğinde doz düşürülür.

Rozasea hastalığı nedeniyle genişleyen damarların tedavisinde lazer yöntemine başvurulabilir. Lazer tedavisi ortalama 6-8 haftalık aralıklarla iki ya da üç seans sürer. Lazer sonrası birkaç gün hastaların egzersiz yapmaması ve sıcak suyla duş almaması, lazerle yok edilen damarların yeniden oluşmaması açısından önemlidir. Tedavi sonrası mutlaka güneş koruyucu kullanılması gereklidir. Kullanılacak güneş koruyucular lazer sonrası leke gelişmesini önlemenin yanında yeni damar oluşma riskini de azaltır. Kızarıklığı ve genişleyen damarların görüntüsünü baskılamak amacıyla yeşil tonlu fondötenler kullanılabilir. Pudralar cildi tahriş edebileceğinden kullanılmaları çok önerilmez. Rozasea hastalarının kozmetik ürün seçimlerinde çok dikkat etmeleri gerekir. Bu kişilerin ciltleri çok hassastır. Ciltlerini tahriş edici özelliği olan alkol, mentol, esans içeren kozmetiklerden uzak durmaları gerekir. Hassas ciltler için olan nemlendiriciler ve güneş koruyucular rahat kullanabilecekleri kozmetik ürünlerdir.

 

İlgili branşlar: Aile Hekimliği, Cildiye, Dahiliye

 

 

CEVAP VER

Lütfen Yorumunuzu Giriniz
Adınızı giriniz