Web sitemize hoşgeldiniz, 23 Ocak 2017

Gut Artriti

Gut Artriti

Gut artriti, ani gelişen eklem sorunlari ile karakterizedir. En sık etkilenen eklemler ayak başparmaği, ayak bileği ve diz eklemidir.

Eklemlerde çok şiddetli ağri, kizariklik, şişlik ve hassasiyet ile karakterizedir. Hastalar ağrinin şiddetini çarşaf bile değmesini istemedikleri kadar şiddetli olarak tanimlarlar.

Genellikle eklem sorunlari sabaha doğru başlar. Daha önce benzer bir atak geçiren hastalar guta bağli eklem iltihabini yaşadiklarini çoğu zaman farkederler. Sıklıkla eklem iltihabi 3 ila 5 gün içinde kendiliğinden yatışır. Ancak bazen bu süre uzayabilir.

Gut artritli bazi hastalarda daha öncesine ait böbrek taşı öyküsü olabilir. Bunun yani sira tofüs adı verilen ve hastalığa yol açan ürik asit kristallerinin kulak kepçesi ve eklemlerin çevresinde birikimi beyaz renkli şişlikler şeklinde görülebilir.

Gut artriti tanısı nasıl konulur?

Gut hastalığı, en sık ayak eklemlerinde ataklar şeklinde şiddetli ağrı yapan bir romatizmal hastalıktır. Tipik gut atağı, çoğunlukla sabaha karşı uykudan uyandıran, tutulan eklemde kızarıklık, şişlik, aşırı hassasiyet yapan, hastanın basamadığı, yürüyemediği, çorap ayakkabı giyemediği bir tablodur. Çoğunlukla tek bir eklemi tutar. Tipik atak yaklaşık 1 hafta içinde sonlanır, ama aylar sonra tekrar başlayabilir. En sık 50 yaş civarı erkeklerde görülür. Menapoz öncesi kadınlarda nadirdir, ancak menapoz sonrası kadınlarda görülme sıklığı artar. Aile bireylerinde gut öyküsü olması hastalık riskini artırır. Kandaki ürik asitin yüksek olması gut hastalığı için risk oluşturur. Bu yüzden, ürik asit yükselmesine sebep olan alkol tüketimi, şişmanlık, aşırı et tüketimi gibi durumlar gut hastalığı için riski oluşturur. Ayrıca daha önce atak geçirmiş olan kişilerde aşırı et tüketimi, aşırı alkol alımı, yeni atağı başlatabilir.

Gut hastalığı, bahsettiğimiz özellikleri ile birlikte tipik bir romatizmal hastalıktır. Bu nedenle gut teşhisindeki en önemli basamak hastanın şikayetleri ve öyküsüdür. Eğer bir hasta ani başlayan şiddetli eklem ağrısı ile başvuruyor ise, eklemde aşırı hassasiyet ve kızarıklık var ise, hasta benzer şikayetleri daha önce yaşamış ve günler haftalar içinde düzelmiş ise gut akla gelmelidir. Aşırı et tüketimi veya alkol alımı bu ağrıları tetikliyor ise, hasta idrar söktürücü gibi ürik asiti yükselten bir ilaç kullanıyor ise, gut düşünülmelidir. Yapılan testlerde hastanın kanında ürik asit yüksek bulunmuş ise bu da gut teşhisini destekleyen önemli bir bulgudur. Kesin tanı ağrılı eklemden sıvı çekilip özel bir mikroskopta incelenmesi ile mümkündür. Ancak birçok hastada tipik öykü ve ürik asit yüksekliği tanı için yeterli olabilir. Yine de toplumda ürik asit yüksekliğinin sık bulunduğu, ancak bu kişilerin çoğunda gut hastalığı gelişmeyeceği bilinmelidir. Bu yüzden her ürik asit yüksekliği ve eklem ağrısı gut olarak değerlendirilmemelidir. İncinme, zorlanma gibi mekanik nedenler de eklem ağrısı yapabilir. Toplumda kireçleme olarak bilinen osteoartrit isimli iltihapsız romatizma da eklem ağrısı yapabilir. Özellikle kilolu kişilerde zamanla ayak başparmaklarında kalınlaşma ve içe doğru yamulma gelişebilir. Bu durumlarda, özellikle dar ayakkabı giyildiğinde, uzun süre ayakta kalındığında ayak başparmaklarında ağrı ve hafif bir kızarma görülebilir. Bu kişilerde kanda ürik asit yüksek ise yanlışlıkla gut tanısı konulabilir. Gut tanısını koymak için ataklar ile seyreden, düşme, zorlanma gibi etkilerden bağımsız şiddetli eklem ağrısı görülmesi gerekir. Gut hastaları her ne kadar tutulan eklemi kullanınca daha fazla ağrı yaşarlarsa da, istirahat gut ağrısını dindirmez. Gut tanısı bazen de enfeksiyonlar ile karışır. Eklem içinde veya eklem çevresindeki mikrobik hastalıklar, eklemde kızarıklık ve ağrıya yol açabilir. Şüphede kalınan durumlarda mutlaka eklemden sıvı çekilmeli ve mikroskop altında incelenmeli ayrıca kültüre ekilmelidir. Son olarak, ürik asit özellikle ataklar döneminde normal sınırlarda kalabilir. Bu nedenle normal ürik asit gut hastalığı teşhisini dışlamaz. Eğer hastanın öyküsü ve muayenesi gut hastalığına benziyor ise, takipte ürik asit düzeyine yine de bakılmalıdır.

Gut hastalığı ataklar ile seyreder. Ancak zamanla tedavi edilmeyen hastalarda ataklar sıklaşır, hafifleyebilir, ancak süresi uzar. Bu aşamaya gelmiş hastalarda eller gibi başlangıçta tutulmayan eklemlerde de gut bulguları görülebilir, birden fazla eklemde hastalık gelişebilir. Zamanla, ürik asit eklem kemik tendon gibi dokularda birikebilir. Bu ayaklarda, dirseklerde, kulak kepçelerinde, bazen de ellerde veya başka bölgelerde görülebilir. Gut hastalığı düşündüren şikayetleri olan hastalarda, böyle birikimlerden örnekler alınabilir ve mikroskopta incelenerek gut tanısı konulabilir.

Gut hastaları nasıl diyet yapmalıdır?

Gut hastalığı, kanda ürik asit isimli maddenin fazlalığı nedeniyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Gut hastalığında ürik asit normal düzeylere indirilebilirse atakları önlemek mümkün olabilir. Ürik asitin düzeyi, bazı protein içerikli besinlerde bol miktarda bulunan pürinin vücutta işlenmesindeki bozukluk nedeniyle artabilir. Dolayısıyla diyet, gut hastalığında tedavinin önemli bir parçasıdır.

Gut hastaları, pürinden zengin yiyeceklerden sakınmalıdır. Bu yiyecekler arasında karaciğer, beyin, böbrek, işkembe, kalp, kokoreç gibi sakatatlar, kırmızı ve beyaz et, sucuk, pastırma, salam, sosis gibi et ürünleri, ördek, kaz, bıldırcın gibi av etleri, balık, kalamar, karides gibi kabuklu deniz hayvanları ve deniz ürünleri, tereyağı, margarin, iç yağı, kuyruk yağı gibi hayvani veya katı yağlar, nohut, kuru fasulye, bezelye, mercimek gibi bakliyatlar, mantar, mayalı yiyecekler, boza sayılabilir. Bunların haricinde kaymak, krema, mayonez, çikolata gibi çok yağlı yiyecekler, yağda kızartmalar az miktarda tüketilmelidir.

Süt, proteinden zengin olmakla birlikte ürik asiti düşüren bir gıdadır. Bu nedenle süt ve süt ürünleri tüketilebilir, ancak az yağlı olmasına dikkat edilmelidir. Bunun haricinde meyveler, sebzeler, ceviz, fındık gibi çerezler, mısır, mısır ekmeği, beyaz ekmek, buğday unu gibi tahıllar, tarhana, şehriye, pirinç, makarna, hububat ve hububat ürünleri istenildiği ölçüde tüketilebilir.

Obesite, yani aşırı kilo, gut hastalığı riskini artırır. Bu nedenle gut hastaları ideal kilolarını korumalı, kilo fazlaları varsa düşük kalorili kilo kaybettirici diyet yapmalıdır. Alkol kullanımı, hem ürik asit yapımını artırır, hem de böbreklerden atılımını azaltır ve kanda ürik asit düzeyinin artmasına neden olur. Bu nedenle gut hastaları alkol kullanmamalı veya kullanımı sınırlandırmalıdır. Öte yandan, fruktoz ve fruktozdan zengin bazı alkolsüz içecekler de ürik asit düzeyini ve dolayısıyla gut riskini artırır. Bunlar arasında aşırı kola ve portakal suyu tüketimi sayılabilir. Ancak diyet içecekler gut riskini artırmamaktadır.

Özetle, gut hastalığı, ürik asit düzeyi normal sınırlara çekilebilirse tedavi olabilecek bir hastalıktır. Bunun için uygun diyet tedavinin bir parçası olmalıdır. Ancak diyet, diyetisyen kontrolünde yapılmalıdır.

Gut artriti tedavisi

Gut hastalığı çok şiddetli eklem ağrısı ile seyreden ataklara yol açar. Bu nedenle gut atağı ile gelen hastada ilk tedavi hedefi ağrıyı yatıştırmak ve hastayı erken dönemde rahatlatmaktır. Akut gut atağı tedavisinde anti-inflamatuvar ilaçlar ilk tercih edilmesi gereken ilaçlardır. Bu ilaçlar farklı isimlerle piyasada mevcuttur. Genelde ağrı kesici olarak da bilinmelerine rağmen gut hastalığında ihtihabı dindirmede de faydalıdırlar. Ancak bu ilaçların mide ağrısı, bazen mide kanaması gibi yan etkileri olabileceği unutulmamalıdır. Basit ağrı kesici olan parasetamol gut atağında tercih edilmez. Uzun süredir anti-gut olarak bilinen kolşisin de gut ataklarında kullanılabilir. Ancak bu ilaç gut atağını baskılamak için yüksek dozda kullanılmalıdır. Bu dozlar da yan etki riskini artırır. Bu nedenle kolşisin akut atak tedavisinde eskiden olduğu kadar sık tercih edilmemektedir. Ancak anti-inflamatuvar ilaçların örneğin mide şikayetleri veya böbrek fonksiyon bozukluğu gibi nedenlerle kullanılamadığı durumlarda kolşisin atak tedavisinde de kullanılabilir. Kortikosteroidler, yani kortizon, gut atağını baskılamakta çok etkili olabilir. Ancak yan etkileri nedeniyle atak sonlandıktan sonra kesilmelidirler. Ayrıca kortizon sadece ağızdan değil, kalçadan, damardan veya doğrudan eklem içine de uygulanabilir. Tedavi ile atak çoğu hastada günler içinde yatışır.

Atak dindikten sonra tedavi hedefi atağın tekrarlamasına engel olmaktır. Bunun için kolşisine birkaç ay daha devam edilebilir. Ancak gut hastalığında esas tedavi, hastalığa neden olan yüksek ürik asit düzeyini normale indirmektir. Ürik asit düzeyini düşürmek, sadece nüksleri önlemek için değil, dokularda ürik asit birikimini önlemek için de gereklidir. Ürik asiti düşürmeksizin atakların oluşmasını sadece kolşisin ile baskılamaya çalışmak doğru ve çoğu zaman yeterli değildir. Ayrıca bu yaklaşım, atakların daha hafif veya daha seyrek olmasına neden olabilir, öte yandan kanda yüksek düzeylerde bulunan ürik asit dokularda birikmeye devam ederek tofüs isimli nodüler yapılara dönüşebilir ve dokularda hasara yol açabilir. Ürik asit düzeyini düşürmek için öncelikle ürik asiti yükselten nedenler ortadan kaldırılmaya çalışılmalıdır. Bunun için pürinden fakir diyet yapılmalı, fazla kilo varsa verilmeli, alkol alımı ve idrar söktürücü gibi kan ürik asit değerlerini yüksekten ilaçların kullanımı sonlandırılmalıdır. Bu tedbirler yeterli olmaz ise ürik asit düşürücü ilaçlar verilmelidir. Ancak ürik asit değerlerindeki ani değişiklikler atağı tetikleyebilir. Örneğin fazla miktarda et veya alkol tüketimi ürik asit değerini artırarak atağı tetikleyebilir. Öte yandan ürik asit düşürücü ilaçlar yeni başlandıklarında, ürik asit düzeyinde ani düşmelere ve atağın başlamasına neden olabilir. Bu nedenle ürik asit düşürücü ilaçlar atak bittikten birkaç hafta sonra verilmeli, beraberinde kolşisin de kullanılmalıdır. Ayrıca küçük dozlarda başlanarak kademeli olarak tam doza çıkılmalıdırlar. Hedef ürik asit düzeyini sürekli olarak 6 mg/dL altında tutmaktır. Ama eğer tofüs varsa hedef ürik asit düzeyi 5 mg/dL altı olmalıdır. Kan ürik asit düzeyinin sürekli 5 mg/dL altında kalması sağlanabilir ise yıllar içinde tofüsler küçülebilir, hatta tamamen kaybolabilir.

Ürik asit düzeyini düşüren ilaçlardan ülkemizde sadece allopürinol mevcuttur. Allopürinol, ürik asitin yapılmasına engel olur. Allopürinol, gut tedavisinde atak sonlandıktan sonra başlanmalı, düşük dozda başlanmalı ve ideal dozda düzenli olarak kullanılmalıdır. Tedavinin aksatılması kan ürik asit değerinin ani yükselmesine ve atağın başlamasına neden olabilir. Sık yapılan bir hata bu ilacın sadece ataklar sırasında kullanılmasıdır. Tekrar etmek gerekirse, allopürinol tedavisi gut atağının olmasını engelleyen önleyici bir tedavidir, atak sırasında yeri yoktur. Allopürinol yan etkisi sık olan bir ilaçtır. En sık yan etkisi ise alerjik reaksiyonlar, cilt döküntüleridir. Böyle bir durumda ilaç kesilmelidir. Bazı hastalarda küçük dozlarda alıştırarak tekrar verilebilir, ama bu yöntem çok tercih edilmemektedir. Allopürinolün diğer yan etkileri arasında kan sayımında veya karaciğer testlerinde bozulmalar sayılabilir. Allopürinol, ciddi ilaç etkileşimleri olabilecek bir ilaçtır. Bunlar arasında kan sulandırıcı olan kumadin ve bazı romatizmal hastalıkların tedavisinde kullanılan azatioprin sayılabilir. Bu ilaçların bir arada kullanıldığı kişilerde ciddi yan etkiler gelişebilir. Bu nedenle allopürinol başlanacak olan hastaların kullandığı diğer ilaçlar da öğrenilmeli ve muhtemel etkileşimler açısından tedbir alınmalıdır. Yan etkiler nedeniyle allopürinolü kullanamayan hastalara, febuksostat isimli bir başka ürik asit yapımını azaltan ilaç verilebilir. Febuksostat henüz ülkemizde bulunmamaktadır, ancak eczacılar birliği kanalı ile yurtdışından getirtilebilir. Uygun tedavi ile gut hastalığını tamamen kontrol altına almak mümkündür.

Ürik asitim yüksek ne yapabilirim?

Ürik asit yüksekliği, gut gelişimi için risk faktörüdür. Normal ürik asit düzeyi, erkekler için 7, kadınlar için 6 mg/dL üzeri kabul edilebilir. Ancak her ürik asit yüksekliği, gut hastalığı gelişeceği anlamına gelmemektedir. Şikâyet yaratmayan ürik asit yüksekliği toplumda sık bulunur. Kişilerin yaklaşık %5’inde ürik asit beklenen düzeylerden daha yüksek saptanabilir. Ancak ürik asiti yüksek olan kişilerin az bir kısmında gut gelişir. Ürik asitin düzeyi, gut hastalığı riski için belirleyicidir. Örneğin ürik asit düzeyinin 9 mg/dL üzerinde olan kişilerin 5 yılda yaklaşık beşte birinde gut gelişirken ürik asit düzeyi 7-8 mg/dL olanlarda ise bu oran %3 düzeyinde kalmaktadır. Ayrıca yüksek ürik asit süresi uzadıkça da gut gelişme riski artar.

Bugün için şikayeti olmayan, yani gut veya böbrek taşı gibi tıbbi sorunu olmayan kişilerdeki ürik asit yüksekliğinin tedavi edilmesi gerekli görülmemektedir. Ancak ürik asit değeri 12-13 mg/dL gibi aşırı yüksek değerlere ulaşıyor ise ilaç tedavisi gerekir. Bu kadar yüksek değerlere ulaşmayan kişiler için ise ilaç tedavisi veya katı diyet uygulamaları gerekli değildir. Yine de, bu kişilere ürik asiti yükselten nedenleri uzaklaştırmak için bazı hayat stili değişiklikleri önerilebilir. Bunlar arasında aşırı kilonun verilmesi başta gelir. Çünkü aşırı kilo, yani obesite, ürik asit yüksekliği ve gut hastalığı için risk oluşturmaktadır. Alkol kullanımı, hem ürik asit yapımını artırır, hem de böbreklerden atılımını azaltır ve kanda ürik asit düzeyinin artmasına neden olur. Bu nedenle ürik asit düzeyi fazla olan kişiler alkol kullanımını sınırlandırmalıdır. Öte yandan, fruktoz ve fruktozdan zengin bazı alkolsüz içecekler de ürik asit düzeyini ve dolayısıyla gut riskini artırır. Bunlar arasında aşırı kola ve portakal suyu tüketimi sayılabilir. Bazı idrar söktürücü tansiyon ilaçları da kanda ürik asit düzeyini artırabilir. Bu ilaçlar, çok gerekli değil ise başka tansiyon ilaçları ile değiştirilebilir. Aspirin kullanımı da ürik asit düzeyini artırabilir. Ancak tıbbi açıdan gerekli ise, sadece ürik asiti düşürmek amacıyla aspirin kesilmemeli, ihtiyaç var ise aspirine devam edilmelidir.

Yalancı gut nedir?

  • Kıkırdakta kalsium pirofosfat dehidrat kristallerinin birikmesi ile karakterize bir hastalıktır. Yalancı gut ve kondrokalsinozis isimleri de kullanılır. Hastalıkta hücre dışı inorganik pirofosfatlar rol oynarlar.
  • Eklem kireçlenmesinde kötüleşme ve çeşitli tiplerde eklem iltihabına yol açabilir.
  • Tanı sıklıkla radyolojik olarak kıkırdak üzerindeki kalsifikasyonla konarken, kesin tanı eklem sıvısnda kalsiyum pirofosfat dehidrat kiristallerinin gösterilmesi ile konur.

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

webmaster wordpress site analiz seo analiz