Miyozit nedir?

“Miyozit” kelimesi, çizgili kaslarda hasar oluşması ve sonuçta kasların zayıflamasıyla giden bir grup kas hastalığını tanımlar. Bu grup hastalıklar çok çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bazı hastalarda kasın yapısında veya bazı kas proteinlerinde genetik kökenli anormallikler olabilir. “Metabolik miyopatiler” olarak adlandırılan bu grup hastalarda, yıllar içinde, özellikle yorucu aktiviteler sonrasında kaslarda güçsüzlük, kramp ve ağrı gibi yakınmalar ortaya çıkabilir. Fakat romatoloji bilim dalının esas ilgi alanı olan miyozitler, halk arasında “iltihaplı kas romatizmaları” olarak bilinen “inflamatuar miyozit”lerdir. Bu grupta polimiyozit, dermatomiyozit, inkluzyon cisimcikli miyozit ve diğer bazı kas hastalıkları vardır.

İltihaplı kas romatizmalarının belirtileri nedir? 

Polimiyozit ve dermatomiyozitin en önemli klinik bulgusu hastanın kaslarında güçsüzlük hissetmesidir. Hastalığın çok hızlı ortaya çıktığı bazı olgularda kas ağrısı da olabilir, ama hemen daima kas güçsüzlüğü ön plandadır. Bu kas güçsüzlüğü özellikle kol ve bacakların gövdeye yakın (proksimal) kas gruplarında olur. Hastanın kollarını havaya kaldırması, merdiven çıkması ve çömeldiği yerden kalkması zorlaşır. Zaman içinde yürüme de etkilenir. İlerlemiş olgularda boynumuzu hareket ettiren kaslar da etkileneceği için, hastanın başını dik tutması zorlaşır. Yutma ile ilgili çizgili yutak kasları tutulursa, yutma zorluğu; solunum kasları tutulursa nefes darlığı da tabloya eklenir. Bazı olgularda akciğerler de hastalıktan etkilenebilir.

Dermatomiyozit hastalarında ek olarak deri bulguları da olur. Yüzde göz kapakları üstünde kızarıklık, el parmaklarının dış kısmındaki deride kızarıklık ve pullanma, bazen kol ve bacak derisinde şişlik ve sertlik (ödem) gözlenebilir.

İnkluzyon cisimcikli miyozit olarak bilinen ve çok nadir görülen bir başka hastalıkta ise, özellikle bacakların uç kaslarında güçsüzlük ve sinir ucu iltihabı (ayaklarda uyuşma, karıncalanma) görülebilir.

İltihaplı kas romatizmaları niçin oluşur?  

İltihaplı kas romatizmaları, bağ dokusu hastalıkları olarak bilinen geniş bir hastalık grubunun üyeleridir. Bu hastalıklar, genetik yatkınlığı olan kişilerde, bazı çevresel faktörlerin de etkisiyle bağışıklık sistemimizin bozulması ve kendi çizgili kaslarımıza zarar vermesi sonucunda oluşur. Bağışıklık sistemimizin normal görevi, vücudumuzu çeşitli enfeksiyonlardan ve dış dünyadaki zararlı etkenlerden korumaktır. Ancak, bağışıklık sistemimiz bozularak yanlış çalışmaya başlarsa, kendi doku ve organlarımıza zarar vermeye başlar. İltihaplı kas romatizmalarında ön planda zarar gören organlarımız çizgili kaslarımızdır ve sonuçta çizgili kaslarda hasar, zayıflama, güçsüzlük ve hastalığın diğer bulguları ortaya çıkar. Bağışıklık sisteminin yanlış ve fazla çalışarak kendi doku ve organlarımıza zarar verme sürecine “otoimmünite”; bu süreç sonucunda ortaya çıkan hastalıklara da “otoimmün hastalıklar” denir. Yani, bağ dokusu hastalıklarının bir alt grubu olan iltihaplı kas romatizmalarının (polimiyozit ve dermatomiyozitin) nedeni otoimmünitedir ve bu hastalıklar otoimmün hastalıklar arasında yer alır.

İltihaplı kas romatizmaları nadir görülen hastalıklardır. Bir kişinin bu hastalıklara yakalanması için, her şeyden önce genetik olarak yatkın olması gerekir. Ancak, genetik olarak yatkın olmak tek başına yeterli değildir. Mutlaka bazı kolaylaştırıcı çevresel faktörlerin de devreye girmesi gerekir. Yani, genetik yatkınlık bir “kilit” ise, bu kilidi açabilecek çevresel faktörler de birer “anahtar”dır. Genetik olarak eğilimli bir kişide, bağışıklık sisteminin bozularak, iltihaplı bir has romatizmasının ortaya çıkmasını kolaylaştırabilen çevresel faktörler enfeksiyonlar, aşırı stres, üzüntü, bedensel yorgunluk ve uykusuzluk, güneşin ultraviyole ışınları, ilaçlar ve aşılar olarak özetlenebilir.

İltihaplı kas romatizmalarının tanısı nasıl konulur? 

Kas güçsüzlüğü yakınmasıyla gelen bir hastada, kas enzimleri olarak bilinen kreatinin fosfokinaz (CPK), aldolaz gibi bazı enzimlerin serum düzeyleri de çok yüksek bulunursa kuşku artar. CPK ve aldolaz normalde sağlam kas hücrelerinin içinde bulunur ve kas hücresinde hasar olunca bu maddeler kana karışır. Yani, CPK ve aldolaz düzeylerinin yüksek çıkması, kaslarda hasar olduğunu gösterir. Tanıdan emin olmak için genellikle elektromiyografi (EMG) de yapılır. EMG’de kasa batırılan ince bir iğne ile elektrik akımı verilerek kasın normal olup olmadığı test edilir. Ancak kesin tanıda en önemli yöntem kas biyopsisi yapılması, yani etkilenen kaslardan parça alınması ve bunun mikroskop altında incelenmesidir.

Nadir de olsa, iltihaplı kas romatizmaları kanser ile birlikte olabilir. Bu nedenle, hastalarda kanser taramaları yapılması da gerekebilir.

İltihaplı kas romatizmalarının tedavisi nasıl yapılır? 

Tedavide temel prensip, birçok otoimmün hastalıkta olduğu gibi, bozuk ve kontrolsüz çalışan ve çizgili kaslarımıza zarar veren bağışıklık sisteminin dizginlenmesi ve düzenlenmesidir. Günümüzde bu amaçla en yaygın kullanılan ve en etkili tedavi kortizonlu ilaçlardır. Fakat kortizonlu ilaçların uzun süre ve yüksek dozda kullanılması çeşitli yan etkilere neden olabilir. Bu nedenle bazı kanser ilaçları ve organ nakli tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar da kortizon tedavisine destek amacıyla kullanılmaktadır. Çünkü bu gruptaki ilaçlar, çok düşük dozlarda kullanıldığında, kontrolsüz ve aşırı çalışan bağışıklık sistemini baskılayarak, iltihaplı kas romatizmalarını oldukça etkin bir şekilde tedavi etmektedirler. Bu ilaçlar sayesinde, kortizonlu ilaçların dozu daha kolay azaltılabilmekte ve kortizon yan etkileri azaltılabilmektedir. Hem kortizonlu ilaçların, hem de tedavide kullanılan kanser veya organ nakli ilaçlarının yan etki riskini azaltmak için, gerekli önlemler alınmalı, hastalar yakından izlenmeli ve sık sık kontrollerle çağrılmalıdır.

İltihaplı kas romatizmalarının tedavisi sadece ilaçlarla olmaz. Tedavide uygun egzersizlerin yapılması ve hastanın rehabilitasyon programına alınması da çok önemlidir.

Tedavi süresi ne kadardır? 

İltihaplı kas romatizmalarının tedavisi uzun sürer ve tüm hastalar için geçerli olabilecek standart bir tedavi süresi söz konusu değildir. Hastalığın ağırlığı çok değişken olabildiği için, bir hasta için önerilen tedavi tipi ve tedavi süresi, diğer bir hastada uygun olmayabilir. Tedavi ile laboratuar tahlilleri (serum CPK düzeyi) düzelse de, kas gücünün normale dönmesi zaman alabilir. Hastaların bu süreçte sabırlı olmaları gerekir.

CEVAP VER

Lütfen Yorumunuzu Giriniz
Adınızı giriniz