Ozon ile tedavi iyileşmeyen yaralar, diyabetik ayaklar, dolaşım bozuklukları, kronik yorgunluklar, bağışıklık sisteminin bozulduğu durumlar, herpes, zona, hepatit gibi virüs hastalıklarının ağır seyrettiği durumlarda uygulanmakta ve başarılı sonuçlar alınmaktadır. Anadolu Merkezi’nden Dr. Kürşat Salgar ‘Ozon Tedavisi” ni sizler için yazdı..

dr_76878

Ozon nedir?

Latince bir kelime olan “ozon” aslında “kokan” anlamına geliyor. Bildiğimiz anlamda ise ozon, atmosferin üst katmanlarında UVB ışınlarının O2’yi O3’e çevirmesi ile oluşan bir gazdır. Ağır bir gaz olup kendine has bir kokusu vardır. Ozonu 1800’lü yılların sonunda ilk kezünlü Alman kimyager Christian Friedrich Schönbein tanımlamıştır. Ozon yüzey temizliğinde, su temizliğinde, sanitasyonda kullanılır, virüsleri ve bakterileri öldüren bir gazdır. Ozon solunarak alınamaz. Çünkü solunarak alınırsa zehirler. Sadece zeytinyağıyla yapılabilen bir kremle vücuda sürülebilir. Eğer başka bir yağ ile karışırsa parlar. Ya da direkt kas içine veya eklem içine zerk edilebilir. Bir de “majör hemoterapi” adlı bir yöntem var. Burada hastanın kanı vakumlu bir şişeye alınıp, ozon ile zenginleştirilip, hastaya geri veriliyor. Ayrıca “diyabetik ayak” dediğimiz iyileşmeyen ayak yaraları, ekstremite yaralarında “torba tedavisi” dediğimiz, ekstremiteyi özel ozonlu oksijen karışımında tutarak uygulanan tedavi yöntemleri de var.

Ozonun etkileri neler?10775866-sauna

Ozonun başlıca üç etkisi vardır: Yara iyileşmesi, doku onarımı, dokunun diri kalması gibi yerel iyileşme faktörlerini uyarır. Bir virüs tarafından enfekte edilen hücrenin yan hücrelere yolladığı SMS’ler olarak nitelendirebileceğimiz interlökin 1 ve interlökin 2 maddeleri vardır. Bu maddeleri salgılatarak, genital uçuk, dudakta çıkan uçuk, zona gibi hastalıklarda akşamdan sabaha iyilik halleri sağlar. Her şeyden önemlisi hücrenin içerisinde mitokondri adını verdiğimiz, hücrenin enerji santralinde oksijen azlığından ötürü üretilemeyen ATP sayısını, yani vücudun enerjisinin temel moleküllerinin sayısını, normale çevirebilir.

Kapalı ortamlarda yaşayan insanlar düşük oksijenle yaşarlar. Kronik yorgunluğun nedenlerinden biri de budur. Yani kötü yakıtla çalışıyoruz. Ozon, siz evde otururken kapınızın çalınması ve bir adamın elinde kocaman bir çanta dolar ile içeriye girip dolarları masanın üzerine bırakması kadar, bedene iyi gelir. Bedeni derleyip toparlayıp onarır.

Oksijen azlığı hücrelerde serbest radikallerin salınmasına yol açar. Bu serbest radikaller de birer top mermisi gibi hücrelerin duvarlarını, DNA’larını parçalar ve hücrelerde yıkıma yol açar. Ozon serbest radikalleri yakalar ve hücrenin yaşlanması ciddi anlamda yavaşlar ve normale döner.

Ozon tedavisi neye iyi gelir?

İyileşmeyen yaralar, diyabetik ayaklar, dolaşım bozuklukları, kronik yorgunluklar, bağışıklık sisteminin bozulduğu durumlar, herpes, zona, hepatit gibi virüs hastalıklarının ağır seyrettiği durumlarda kullanılır. Bunun gibi durumlarda ozonu birkaç yöntemle uygulamak mümkündür. Majör hemoterapi dediğimiz yöntemle hastanın kanı alınır ve ozon ile karıştırılarak ona geri verilir. Haricen uygulanan, hastanın ayağını, kolunu, bacağını bir torba içine alıp, atmosfer basıncından biraz fazla bir basınçlı ozon altında tutma yöntemi de mevcuttur. İntravajinal ve intrarectal uygulanabilen kremleri vardır. Geçmeyen vajinal mantar hastalıkları, crohn hastalığı, kolit gibi durumlarda da rektum içine uygulanabilir.

Ozon bir insanın kendine yapabileceği en büyük yatırımdır. Tabii ki bir mucize değildir. Bilimsel bir temeli olan, yaklaşık 100-150 yıldır üzerinde çalışılan, artık az ya da çok karanlık alanı kalmamış olan tamamlayıcı bir tıp bölümüdür.

Diyabetlilerde ozon tedavisi

Diyabeti takip ettiğimiz, hemoglobin a1c dediğimiz üç aylık ortalama bir değer vardır. Diyabetlilerde, primer doktorlarıyla konuşularak bu tedavi uygulandığı zaman söz konusu değerde ciddi bir gerileme görülür. Ozon belirli dönemlerde kendi başına bir tedavi, belirli dönemlerde de destekleyici bir tedavidir. Hastalar ve doktorlarıyla beraber organize edilen bir tedavidir. Bazı durumlarda üç günde bir, bazı durumlarda her gün, bazı durumlarda dört günde bir uygulanabilecek tedavi yöntemleri de mevcuttur. Bu tam olarak dozu, seansı, seans sıklığı kişiye özel belirlenen bir tedavi yöntemidir.

Ozon tedavisi kimlere yapılmaz? Kanser hastalarına ozon tedavisi uygulanabiliyor mu?

  • Kırmızı kan hücrelerinden kökenli lenfoma gibi, kan kanseri türlerinin birçoğundaki hastalara
  • Favizm enzimi eksik olan kişilere
  • Kanama, pıhtılaşma zamanı bozuk olan hastalara
  • Çocuklara
  • Tiroitleri çok çalışan hastalara (T3, T4 ve TSH yüksekse ya da kalbin atım gücü yüzde 40’ın altında ise)

uygulama yapılamıyor.

Ozon tedavisi kaç yaşından itibaren uygulanabilir?

21 yaşın üzerindeki erişkinlerde uygulanabilir. Tedavinin bir yaş sınırı yok. Aksine hastanın enerjisini, kognitif faaliyetlerini ve bilişsel düzeyini çok olumlu etkilediği için ileri yaşlarda daha iyidir.

Ozon tedavisi, bahsedilen hastalıklar için önlem olarak uygulanabilir mi?

Uygulanabilir. Her insanın kilosuna göre yıllık bir ozon dozu vardır. Buna göre belirli sayıda seansa girebilirsiniz. 8-10 seanslık bir tedavi yapıp, ayda bir ya da iki ayda bir hatırlatma dozuyla kişiyi son derece zinde tutabiliriz. Sonuç olarak daha yüksek enerji ve hastanın kendisini zinde hissetmesi için uygulanabilir.

Ozon tedavisi kaç seans sürer?

En az 6 seans olmak zorunda. Çünkü hesaplanmış dozları vardır. Antibiyotik gibi, bir gün kullanımının hiçbir anlamı olmaz. Bunun da kullanılması gereken en az 6-8 seans arası bir sayısı vardır. Bazı hastalıklarda 25 seans bile uygulanabilir. Tam olarak kişiye özel bir tedavidir.

Ozon tedavisi olanların iyileşme oranlarıyla ilgili bilgi verebilir misiniz?

Gerek biyokimyasal olarak, gerek gözle görünür yani organik olarak değişikliklerin anlatıldığı birçok bilimsel çalışma ve vaka mevcuttur. Örneğin, genital uçuk toplumumuzda yaygın bir rahatsızlıktır. Genital uçuktan sonra ortaya çıkan ağrılarda, ilk terapiden sonra ağrıda 36-48 saat içinde yüzde 70 oranlarında gerileme görülür. Diyabetik ayakta ozon terapisinden sonra iyileşme hızında bir hafta içinde yüzde 42 artış gözlemlenmiştir. Yanık tedavilerinde de kullanılabilir. 2 ve 3. derece yanıklarda 4. haftadan sonra yine ciddi iyileşme gözlemlenmiştir.

 

CEVAP VER

Lütfen Yorumunuzu Giriniz
Adınızı giriniz